Yürüdü

Walk

مشى / سار / سرى / خطا / تمطى
Kavram1 makale
Arapça Kök:م ش ى

Açıklama

Türkçe

Sözlükte temeṭṭā تَمَطَّى fiilinin kökü olan m-ṭ-v مَطَوَ “bir şeyi yayma” demektir. Temeṭṭā nın köküyle ilgili iki görüş vardır. İlk görüşe göre aslı “uzatma, yayma, gerinme” anlamındaki تَمَطَّطَ kelimesidir. Bu kelimede tembellikten kaynaklı gerinme ve ağır hareket etme söz konusudur.

Kelime Formları ve Geçtiği Âyetler

5 farklı kelime formu — kelimeye tıklayın, Kur'an'da geçtiği ayetleri görün

İnceleme

Müellif:admin
Yayınlanma Tarihi:07.04.2022

Ali

TEMEṬṬĀ | تَمَطَّى

Sözlükte temeṭṭā تَمَطَّى fiilinin kökü olan m-ṭ-v مَطَوَ “bir şeyi yayma” demektir. Temeṭṭānın köküyle ilgili iki görüş vardır. İlk görüşe göre aslı “uzatma, yayma, gerinme” anlamındaki تَمَطَّطَ kelimesidir. Bu kelimede tembellikten kaynaklı gerinme ve ağır hareket etme söz konusudur. Ağır davranan kimse, kendisini çağıran davetçiye karşı aldırış etmez ve bu nedenle gerinmeye başlar. Böylece kibirlenir ve davetçiyi önemsemez. Temeṭṭaṭa fiiline kibirlenme manasının verilme nedeni birisinin adımlarını yaya yaya, uzata uzata atarak yürümesidir. İkinci görüşe göre ise “arka” anlamındaki المَطَا’dan gelir. مَطِيَّةٌ sırtına binilen devedir. اِمْتَطَيْتُهُ cümlesi “(Devenin) sırtına bindim.”, يَلْوي مَطاه ifadesi ise “sırtını eğmek” manasındadır (İbn Fāris, Muʿcem, 5/331; el-Cevherī, eṣ-Ṣıḥāḥ, 6/2493-2494; Zemaḫşerī, el-Keşşāf, 6/272; Ḳurṭubī, el-Cāmiʿ,19/114).

Kur’an’da sadece bir defa el-Ḳıyāme 75/33 ayetinde geçmektedir. Burada bir kâfirin vahyi yalanlayıp sırt çevirmesinden sonra kendisini beğenmiş bir şekilde gidişi anlatılmıştır. 

ḪAṬĀ | خَطَا

Sözlükte ḫ-ṭ-v خَطَوَ “adım atmak, yürümek” anlamına gelir. Birisi yürüdüğünde خَطَوْتُ خَطْوةً واحدةً diye söylenir. الخُطْوةُ “adım, iki ayağın arası” demek  olup ayağın bir defalık hareketini anlatmak için kullanılır (el-Cevherī, eṣ-Ṣıḥāḥ, 4/292; Ebū Ḥayyān, el-Baḥru’l-Muḥīṭ, 2/98).

Kur’an’da beş yerde şeyṭān kelimesine izafetle çoğul olarak gelmiştir. Bu kullanımlarında şeytanın aldatması ve bazı şeyleri süslü göstermesine karşılık onun yoluna ve telkinlerine uyulmaması emredilmiştir (el-Baḳara 2/168). Kök anlamını dikkate aldığımızda şeytana uymanın adeta adım adım gerçekleşen bir davranış olduğu söylenebilir. Bir görüşe göre bu ayetlerdeki خطوات kelimesi “hata” anlamına gelen خطيئة sözcüğünün çoğuludur (Zemaḫşerī, el-Keşşāf, 1/355-356).

SĀRA | سَارَ

Sözlükte sāra سَارَ “yeryüzünde yürümek, geçip gitmek ve akmak” manasına gelir. Yürümenin gündüz ve gece olması fark etmemektedir. سِرْتُ “Yürüdüm.”, سرتُ بفلان ise “Falan kişiyi gezdirdim, falan kişi ile yola çıktım.” demektir. Buna göre sāra “yolculuk yapmak” anlamındadır. السِّيرَةُ ister doğuştan isterse sonradan olsun birisinin üzerinde bulunduğu iyi ya da kötü hali anlatmak için kullanılır (İbn Fāris, Muʿcem, 3/121; ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 247).

Kur’an’da türevleriyle 27 yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu manalarda kullanılmıştır: 1. Gemileri yürütmek yani korumak (Yūnus 10/22). 2. Yolculuk yapmak (el-Ḳaṣaṣ 28/29). 3. Gidiş geliş imkânı (Sebeʾ 34/18). 4. Küçük nehir/ark (Meryem 19/24). 5. Yolcu (el-Māʾide 5/96). 6. Kervan - topluluk (Yūsuf 12/19). (Dāmeġānī, Ḳāmūs, 257-258).

SERĀ | سَرَى

Sözlükte serā سَرَى “gece yürüyüşü” demektir. Bazılarına göre bu, sadece gecenin belirli bir vaktindeki yürüyüştür. Gece yürüyen ve yol alan her şey için سارٍ sözcüğü kullanılır. Gece gelen bulut için السارِيَة denmesi bundandır (Ḫalīl b. Aḥmed, Kitābu’l-ʿAyn, 7/291; Ezherī, Tehzību’l-Luġa 13/38).

Kur’an’da türevleriyle birlikte sekiz yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu iki manadadır: 1. Gece bir yerden bir yere yürütmek (el-İsrā 17/1). 2. Su arkı, ırmak (Meryem 19/24). 

MEŞEYE | مَشَى

Sözlükte meşā مَشَى “insan ve diğer varlıkların hareket etmesi, artma ve ziyade” olmak üzere iki anlama gelmektedir. المَشْيُ kendi isteği ile bir yerden başka bir yere yürümek,  ناقةُ ماشِيَةٌ ise yavrusu çok olan deve için kullanılır (el-Cevherī, eṣ-Ṣıḥāḥ, 6/2492; İbn Fāris, Muʿcem, 3/125; ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 469).

Kur’ân’da türevleriyle 27 yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu manalardadır: 1. Geçip gitmek (el-Baḳara 2/20). 2. Hidayet (el-Enʿām 6/122) 3. Bir yere uğramak (Ṭā-Hā 20/128). 4. Yürüme (el-İsrā 17/37). (Dāmeġānī, Ḳāmūs, 436-437).

KARŞILAŞTIRMA

Temeṭṭā, ḫaṭā, serā, sāra ve meşā kelimeleri “yürümek” manası bakımından yakın anlamlı olsa da bu kelimelerin arasında bazı farklar vardır. Bu farklar kök ve zıt anlamlarına göre şekillenmektedir. Temeṭṭā kendisini beğenen birisinin, bir şeyi önemsememesi ve yok saymaktan kaynaklı o şeye karşı ağır hareket etmesidir. Bu bağlamda kibirle ilgili bir muhtevaya sahiptir. Ḫaṭā adım atmak ve adım adım yürümektir. Serā, gece yürüyüşü veya gecenin bir kısmında yapılan her türlü yolculuk anlamındadır. Sāra suyun akması gibi devamlı ve sürekli olarak bir yürüyüş halinde olmaktır. Belli bir yerden belirlenen bir yere gitmektir. Buna göre amacı ve yönü olan bir hareketle ilgilidir. Meşā ise mutlak olarak bir yerden bir yere intikal için yapılan yürüyüştür. Hem insanlar hem de hayvanlar için kullanılır (el-Kebīsī, Mevsūʿa, 11/157, 132). 

Geçtiği Ayetler

Yürüdü kavramı 29 ayet-i kerimede geçmektedir

Bakaraالبقرة1 ayet
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ ﴿٢٨٦
Meal:Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.
Âl-i İmrânآل عمران1 ayet
۞ وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ ﴿١٣٣
Nisâالنساء1 ayet
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا ۚ وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ ۚ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَـٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا ﴿٩٢
Mâideالمائدة1 ayet
وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقْطَعُوٓا۟ أَيْدِيَهُمَا جَزَآءًۢ بِمَا كَسَبَا نَكَـٰلًا مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿٣٨
En'âmالأنعام1 ayet
أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَـٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا ۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَـٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿١٢٢
Enfâlالأنفال2 ayet
مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿٦٧
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّمَن فِىٓ أَيْدِيكُم مِّنَ ٱلْأَسْرَىٰٓ إِن يَعْلَمِ ٱللَّهُ فِى قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّآ أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٧٠
Ra'dالرعد1 ayet
سَوَآءٌ مِّنكُم مَّنْ أَسَرَّ ٱلْقَوْلَ وَمَن جَهَرَ بِهِۦ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍۭ بِٱلَّيْلِ وَسَارِبٌۢ بِٱلنَّهَارِ ﴿١٠
İsrâالإسراء3 ayet
سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَـٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَـٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ ﴿١
وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَـٰدَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَـٰقٍ ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ ۚ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَبِيرًا ﴿٣١
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا ﴿٨٢
Tâhâطه1 ayet
إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ ۖ فَرَجَعْنَـٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ ۚ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَـٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّـٰكَ فُتُونًا ۚ فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَـٰمُوسَىٰ ﴿٤٠
Mü'minûnالمؤمنون1 ayet
نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ بَل لَّا يَشْعُرُونَ ﴿٥٦
Nûrالنور1 ayet
وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍ مِّن مَّآءٍ ۖ فَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ بَطْنِهِۦ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰٓ أَرْبَعٍ ۚ يَخْلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ﴿٤٥
Furkânالفرقان1 ayet
وَقَالُوا۟ مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۙ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا ﴿٧
Kasasالقصص2 ayet
فَجَآءَتْهُ إِحْدَىٰهُمَا تَمْشِى عَلَى ٱسْتِحْيَآءٍ قَالَتْ إِنَّ أَبِى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا ۚ فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيْهِ ٱلْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ ۖ نَجَوْتَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ﴿٢٥
۞ فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ ﴿٢٩
Ahzâbالأحزاب1 ayet
ٱدْعُوهُمْ لِـَٔابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ ۚ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَـٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿٥
Fâtırفاطر1 ayet
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَـٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا ﴿٣٩
Sâdص2 ayet
وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَـٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ ﴿٢٠
إِنَّ هَـٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ ﴿٢٣
Mülkالملك1 ayet
أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ ﴿٢٢
Nûhنوح1 ayet
قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِى وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًا ﴿٢١
Müddessirالمدثر1 ayet
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا ﴿١٧
Kıyâmeالقيامة1 ayet
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ﴿٣٣
Nebe'النبأ1 ayet
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ﴿٣٧
A'lâالأعلى1 ayet
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ ﴿٨
Leylالليل2 ayet
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ ﴿٧
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ ﴿١٠

Hızlı Bilgi

Kök
م ش ى
Kategori
Kavram
Kelime Formu
5
İlişkili Kavram
2
Makale
1
Geçtiği Ayet
29
Tüm Kavramlara Dön

Kavram Haritası

Yakın AnlamlıKelime Formu
مشى /سار /سرى /Yürüdüبدر /زف /سعى /AceleRace,تنافس/Yarıştıمَشَىسَارَسَرَىخَطَاتَمَطَّى