Akraba - Akrabalık

Akraba - Akrabalık

الإِلُّ / اَلرَّحِمُ / الصِّهْرُ
Kavram1 makale

Açıklama

Türkçe

Sözlükte “Rabb, akrabalık ve bağ” anlamına gelen اَلْإلُّ, “parlamak” manasındaki e-l-l أَلَّ kökünden gelir. Yemin sözleşmesinden ve akrabalıktan meydana gelen her türlü bağlılığı da ifade eder. أَلَّ الْفَرَسُ cümlesi istiare yoluyla atın şimşek gibi parlayıp hızlandığını anlatır.

Kelime Formları ve Geçtiği Âyetler

4 farklı kelime formu — kelimeye tıklayın, Kur'an'da geçtiği ayetleri görün

İnceleme

Müellif:Ahmet Karadağ
Yayınlanma Tarihi:02.08.2022

ahmet

EL-İLL | الإِلُّ 

Sözlükte “Rabb, akrabalık ve bağ” anlamına gelen اَلْإلُّ, “parlamak”  manasındaki e-l-l أَلَّ kökünden gelir. Yemin sözleşmesinden ve akrabalıktan meydana gelen her türlü bağlılığı da ifade eder. أَلَّ الْفَرَسُ cümlesi istiare yoluyla atın şimşek gibi parlayıp hızlandığını anlatır. Hızlı yürüyen kişi için أَلَّ الرَّجُلُ فِي السَّيْرِ ifadesi kullanılır. أَلَّ السَّيْفُ ifadesinden kılıcın keskin olup parladığı kastedilir. Bundan dolayı parlak ve keskin mızrağa أَلَّةٌ denilir (Ḫalīl b. Aḥmed, Kitābu’l-ʿAyn, 1/80-81; Ṣāḥib b. ʿAbbād, el-Muḥīṭ, 10/373-374; İbn Fāris, Muʿcem, 1/18-20; ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 20).

Kur’ân’da türevleriyle iki yerde geçmektedir. Bazı tefsirlerde et-Tevbe 9/8 ve 10. ayetlerde geçen el-ill sözcüğünün akraba/akrabalık anlamında olduğu ancak tefsirlerin çoğunda ise bu anlamın yanı sıra Allah, ilah, yemin, sözleşme, komşuluk anlamlarında olabileceği belirtilmiştir. ʾIṣfehānī, “Allah” manasında olduğu görüşünü kabul etmemektedir (Muḳātil, Tefsīr, 2/158; Māturīdī, Teʾvīlāt, 6/300; Māverdī, en-Nuket, 2/343; Vāḥidī, et-Tefsīru’l-Basīṭ, 10/305-308; Zemaḫşerī, el-Keşşāf, 3/16; İbn ʿAṭiyye, el-Muḥarraru’l-Vecīz, 4/265-267;  ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 20; Ebū Ḥayyān, el-Baḥru’l-Muḥīṭ, 5/15).

ER-RAḤİM | اَلرَّحِمُ

Sözlükte er-raḥm/er-raḥim الرَّحْمُ/الرَّحِمُ “kadının rahmi, çocuğun meydana geldiği yer” manasındadır. Çoğulu el-erḥm الْأَرْحَامُ şeklindedir. إِمْرَأَةٌ  رَحُومٌ ifadesi “rahminden şikâyet eden kadın”; شَاةٌ  رَحُومٌ ifadesi ise “rahminden rahatsız olan koyun” demektir. Aynı rahimden dünyaya gelmelerine nispetle daha sonra “akraba/akrabalık, doğum cihetiyle yakınlık” anlamında kullanılmıştır. Aynı kökten gelen الرَّحْمَةُ ve المَرْحَمَةُ sözcükleri şefkat, merhamet ve inceliği ifade eder  (Ḫalīl b. Aḥmed, Kitābu’l-ʿAyn, 2/106; Ṣāḥib b. ʿAbbād, el-Muḥīṭ, 3/95; İbn Fāris, Muʿcem, 2/498; ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 191; Ebū’l-Beḳā, el-Kulliyyāt, 461).

Kur’ân’da türevleriyle birlikte 12 yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu anlamlardadır: 1. Kadının rahmi (el-Baḳara 2/228). 2. Akraba/akrabalık (el-Aḥzāb 33/6)  (Dāmeġānī, Ḳāmūs, 198-199).

EṢ-ṢIHR | الصِّهْرُ

Sözlükte ṣ-h-r صَهَرَ fiili “eritmek; yakın olmak” üzere iki temel anlama gelir. الصَّهْرُ “bir şeyi eritmek” manasındadır. صَهَرْتُ الشَّحْمَةَ “İç yağını erittim.”; صَهَرَتْهُ الشَّمْسُ “Güneş onu eritti.” anlamındadır. eṣ-Ṣıhr ise yakın olmaktır. Bu çerçevede eṣ-ṣıhr “damat”, الأَصْهاَرُ ise “kadın veya erkeğin aile fertleri” demektir. Evlilik yoluyla yakınlık kuran kişiye رَجُلٌ مُصْهِرٌ denilir. Kimilerine göre ise bu ifade evlilik, komşuluk veya nesep yoluyla yakınlık kuran için kullanılır. صاَهَرْتُ إِلَيْهِمْ başka kabileden, toplumdan biriyle evlenmeyi ifade eder (Ḫalīl b. Aḥmed, Kitābu’l-ʿAyn, 2/419; Ṣāḥib b. ʿAbbād, el-Muḥīṭ, 3/406; İbn Fāris, Muʿcem, 3/315; Semīn el-Ḥalebī, ʿUmdetu’l-Ḥuffāz, 2/357; Fīrūzābādī, Beṣāʾir, 3/453; Muṣṭafavī, et-Taḥḳīḳ, 6/351-352).

Kur’an’da türevleriyle birlikte iki yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu anlamlardadır: 1. Eritmek (el-Ḥacc 22/20). 2. Evlilik yoluyla meydana gelen akrabalık (el-Furḳān 25/54) (Māturīdī, Teʾvīlāt, 3/364, 509; Zemaḫşerī, el-Keşşāf, 4/183, 363).

EL-ḲURBĀ | القُرْبَى

Sözlükte el-ḳurb القُرْبَى “yakın olmak ve yaklaşmak” anlamındaki ḳ-r-b قَرُبَ fiilinden türemiştir. القُرْبُ sözcüğü, البُعْدُ/uzaklık ile zıt anlamlıdır. مَعَهُ أَلْفٌ أَوْ قِرَابُهُ ifadesi sözü edilen kişide bin veya bine yakın bir para bulunduğunu anlatır. Güneş’in batışına yakın bir vakitte çobanların acele ederek develerini sulamasına  أَقْرَبُوا إِبِلَهُمْ; bu durumun yaşandığı gece için de لَيْلَةُ القَرَبِ denilir المُقْرِبُ sözcüğü, doğumu yaklaşan gebe için kullanılır. التَّقَرُّبُ ve الإِقْتِرَابُ “yakınlaşmak, bir şeye ulaşmak” demektir. Örfte boğazlanan kurban anlamındaki القُرْبَانُ kendisiyle Allah’a yaklaşılan şeyi ifade eder. Neseb açısından yakın olan kişiye de الْقَرِيبُ denir. القَرَابَةُ ,القُرْبَةُ ,القُرْبَى akraba anlamındadır (Ṣāḥib b. ʿAbbād, el-Muḥīṭ, 5/403-406; İbn Fāris, Muʿcem, 5/80-81; Zemaḫşerī, Esāsu’l-Belāġa, 2/64).

Kur’ân’da türevleriyle birlikte 14 yerde geçmektedir. Bu yerlerde şu manalardadır: 1. Cima etmek (el-Baḳara 2/222). 2. İcabet etmek (el-Baḳara 2/186). 3. Sürenin yaklaşması (Hūd 11/64). 4. Doğru olmak (el-Kehf 18/24). 5. Yumuşak huylu, şefkatli olmak (el-Māʾide 5/82). 6. Akraba (eş-Şūrā 42/23). 7.  Beyt-i Makdis civarı (Ḳāf 50/41). 8.  Ölüm öncesi (en-Nisā 4/17). 9. İkramda bulunmak/şerefli kılmak (Meryem 19/52). 10. Komşu/yakın (er-Raʿd 13/31). 11. Allah’a yakın olmak (el-Māʾide 5/27). 12. Yemek (el-Baḳara 2/35). 13. Bir işe girişmek (en-Nisā 4/43). 14. Mevcut, var olan (en-Nebeʾ 107/40) (Dāmeġānī, Ḳāmūs, 374-376).

KARŞILAŞTIRMA

el-İll, el-erḥm, eṣ-ṣıhr ve el-ḳurb kelimeleri “akraba/akrabalık” manası bakımından yakın anlamlı olsalar da bu kelimelerin arasında bazı farklar vardır. el-İll, akrabalığın inkârı mümkün olmayan bir sözleşme olduğuna işaret eder. Bu bakımdan Kur’ân’da (et-Tevbe 9/8, 10) akrabalık bağlarının gözetilmesi gerektiği bu kelimeyle vurgulanır. el-Erḥm, akrabalar arasında tabii olarak merhametin tahakkuk ettiğini vurgular. Kadının rahmine nispetle akrabaya el-erḥm denilse de bu lafız yalnızca aynı rahimden doğan akrabaları ifade etmez. eṣ-Ṣıhr/el-müṣhere ise evlilik yoluyla meydana gelen akrabalıktır. el-Ḳurb ile de herhangi bir açıdan akraba olmak kastedilir. Dolayısıyla el-ḳurb, diğer kelimelerin anlamını da içerecek şekilde geniş kapsamlı bir muhtevaya sahiptir (Muṣṭafavī, et-Taḥḳīḳ, 1/119-120; 4/106; el-Kebīsī, Mevsūʿa, 5/108; 7/250).

Geçtiği Ayetler

Akraba - Akrabalık kavramı 92 ayet-i kerimede geçmektedir (ilk 50 gösteriliyor)

Fatihaالفاتحة2 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿١
Meal:Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla:
ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿٣
Bakaraالبقرة6 ayet
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَـٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ ﴿٨٣
وَإِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﴿١٦٣
۞ لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَـٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَـٰبِ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَـٰهَدُوا۟ ۖ وَٱلصَّـٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ ۗ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ ﴿١٧٧
وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌ يَـٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿١٧٩
ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَـٰتٌ ۚ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ ۗ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ ۚ وَٱتَّقُونِ يَـٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿١٩٧
يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿٢٦٩
Âl-i İmrânآل عمران2 ayet
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ مِنْهُ ءَايَـٰتٌ مُّحْكَمَـٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَـٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَـٰبِهَـٰتٌ ۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَـٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ ۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿٧
إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿١٩٠
Nisâالنساء2 ayet
وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا ﴿٨
۞ وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا ۖ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَـٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا ﴿٣٦
Mâideالمائدة1 ayet
قُل لَّا يَسْتَوِى ٱلْخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ ٱلْخَبِيثِ ۚ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَـٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿١٠٠
En'âmالأنعام3 ayet
قُل لِّمَن مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ قُل لِّلَّهِ ۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ ۚ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ ۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿١٢
وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَـٰتِنَا فَقُلْ سَلَـٰمٌ عَلَيْكُمْ ۖ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ ۖ أَنَّهُۥ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوٓءًۢا بِجَهَـٰلَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٥٤
وَرَبُّكَ ٱلْغَنِىُّ ذُو ٱلرَّحْمَةِ ۚ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنۢ بَعْدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ ءَاخَرِينَ ﴿١٣٣
A'râfالأعراف3 ayet
وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْعِظَةً وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا ۚ سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَـٰسِقِينَ ﴿١٤٥
وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَـٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ ۖ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ ۖ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ ۚ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ﴿١٥٠
وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلْغَضَبُ أَخَذَ ٱلْأَلْوَاحَ ۖ وَفِى نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ ﴿١٥٤
Enfâlالأنفال1 ayet
۞ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَىْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ ٱلْفُرْقَانِ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ﴿٤١
Yûnusيونس2 ayet
وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ﴿٨٨
وَلَوْ جَآءَتْهُمْ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ﴿٩٧
Yûsufيوسف1 ayet
لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ۗ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَـٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿١١١
Ra'dالرعد2 ayet
۞ أَفَمَن يَعْلَمُ أَنَّمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ كَمَنْ هُوَ أَعْمَىٰٓ ۚ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿١٩
كَذَٰلِكَ أَرْسَلْنَـٰكَ فِىٓ أُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهَآ أُمَمٌ لِّتَتْلُوَا۟ عَلَيْهِمُ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِٱلرَّحْمَـٰنِ ۚ قُلْ هُوَ رَبِّى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ ﴿٣٠
İbrâhîmإبراهيم1 ayet
هَـٰذَا بَلَـٰغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا۟ بِهِۦ وَلِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ ﴿٥٢
Hicrالحجر1 ayet
وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ ﴿٥٠
Nahlالنحل1 ayet
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَـٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿٩٠
İsrâالإسراء3 ayet
وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا ﴿٢٤
وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا ﴿٢٦
قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدْعُوا۟ ٱلرَّحْمَـٰنَ ۖ أَيًّا مَّا تَدْعُوا۟ فَلَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَٱبْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا ﴿١١٠
Kehfالكهف1 ayet
وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ ۖ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ ۚ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا ﴿٥٨
Meryemمريم12 ayet
قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَـٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا ﴿١٨
يَـٰٓأَبَتِ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَـٰنِ وَلِيًّا ﴿٤٥
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُ ٱلرَّحْمَـٰنِ خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَبُكِيًّا ۩ ﴿٥٨
جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدَ ٱلرَّحْمَـٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا ﴿٦١
ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى ٱلرَّحْمَـٰنِ عِتِيًّا ﴿٦٩
قُلْ مَن كَانَ فِى ٱلضَّلَـٰلَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ مَدًّا ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلْعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضْعَفُ جُندًا ﴿٧٥
أَطَّلَعَ ٱلْغَيْبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَـٰنِ عَهْدًا ﴿٧٨
يَوْمَ نَحْشُرُ ٱلْمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحْمَـٰنِ وَفْدًا ﴿٨٥
لَّا يَمْلِكُونَ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَـٰنِ عَهْدًا ﴿٨٧
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَلَدًا ﴿٨٨
إِن كُلُّ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّآ ءَاتِى ٱلرَّحْمَـٰنِ عَبْدًا ﴿٩٣
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وُدًّا ﴿٩٦
Tâhâطه3 ayet
ٱلرَّحْمَـٰنُ عَلَى ٱلْعَرْشِ ٱسْتَوَىٰ ﴿٥
وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هَـٰرُونُ مِن قَبْلُ يَـٰقَوْمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦ ۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحْمَـٰنُ فَٱتَّبِعُونِى وَأَطِيعُوٓا۟ أَمْرِى ﴿٩٠
يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًا ﴿١٠٩
Enbiyâالأنبياء3 ayet
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَـٰنَهُۥ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ ﴿٢٦
وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَـٰنِ هُمْ كَـٰفِرُونَ ﴿٣٦
قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ ﴿٤٢

Toplam 92 ayetin ilk 50 tanesi gösteriliyor

İlişkili Kavramlar

Hızlı Bilgi

Kategori
Kavram
Kelime Formu
4
İlişkili Kavram
1
Makale
1
Geçtiği Ayet
92
Tüm Kavramlara Dön

Kavram Haritası

Yakın AnlamlıKelime Formu
الإِلُّ/اَلرَّحِمُAkraba - Akr…الآل/الأهلAileالإِلُّاَلرَّحِمُالصِّهْرُالْقُرْبَى